Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması, bireyin belirli zayıflık halleri sebebiyle diğer koruma yöntemlerinin etkili olamadığı durumlarda, iradesine karşı veya iradesi olmaksızın bir kuruma yerleştirilmesi veya alıkonulması anlamına gelir.
Bu kısıtlama ve şartlar, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda detaylı bir şekilde düzenlenmiştir. Kanuna göre, “akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalık veya serserilik sebeplerinden biriyle toplum için tehlike oluşturan her ergin birey, kişisel korunmasının başka şekilde sağlanamaması durumunda, tedavisi, eğitimi veya ıslahı için uygun bir kuruma yerleştirilir veya alıkonulabilir” şeklinde ifade edilmiştir.
Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması kararının verilebilmesi için bu talebin kabul edilebilmesi, kişi özgürlüğüne ağır bir müdahale niteliğinde olduğundan kanun koyucu tarafından sıkı şartlara bağlanmıştır. Bu şartlar; kişinin ergin olması, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması sebeplerinden (zayıflık hallerinden) birinin bulunması, kişisel korunmanın başka şekilde sağlanamaması (oranlılık), toplum için tehlike oluşturma, uygun bir kurumun varlığı ve kişinin çevresine getirdiği külfet şeklinde sıralanabilir
Kişinin akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunması Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, bir bireyin ruhsal rahatsızlık durumlarını ifade eder. Genel olarak, akıl hastalığı ve akıl zayıflığı, akli faaliyetlerde sapma ve zihinsel faaliyetlerin zayıflığı olarak tanımlanır.
Kanunda belirtilen sebeplerden birinin varlığında, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan bireyler hakkında karar verilebilmesi için “ancak resmi sağlık kurulu raporu alındıktan sonra” hüküm altına alınmıştır.
Özgürlüğü kısıtlanacak bireyin toplum için tehlike oluşturması Kanuna göre, akıl hastalığı veya akıl sağlığı nedenlerinin birini veya tamamını içeren birey hakkında, “ancak toplum içinde tehlike oluşturduğu” durumda koruma amaçlı özgürlüğünün kısıtlanmasına karar verilecektir.
Kişisel korumanın başka şekilde sağlanamaması kişisel korumanın daha hafif bir tedbirle sağlanabilmesinin mümkün olduğu durumlarda özgürlüğün kısıtlanması yoluna gidilmeyecektir. . Bu, özgürlüğün kısıtlanması yoluna ancak son çare olarak başvurulması gerektiğini ifade eder
Kanunda kısıtlama talebinde bulunabilecek kişilere dair herhangi bir sınırlama öngörülmemiştir. Bu nedenle, toplum için tehlike oluşturan bireyler hakkında söz konusu olduğundan, her ilgili kişinin kısıtlama talebinde bulunması mümkündür.
Özgürlüğün kısıtlanmasına görevli mahkeme sulh hukuk mahkemeleridir. Yetki ise genellikle kısıtlanacak bireyin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesine aittir. Ancak, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, kısıtlanacak bireyin bulunduğu yerdeki Sulh Hukuk Mahkemesi de kısıtlama kararı verebilmektedir.